İçeriğe atla

Web sitesi

Çok dilli web sitesi yaptırmak: yurt dışından müşteri getiren site nasıl kurulur?

Çok dilli web sitesi yaptırmadan önce: hangi dillerle başlamalı, çeviri yeter mi, maliyeti ne belirler, Almanya için neler şart, ajansa ne sorulur.

Yazar
Mücahit Arslan · Kurucu ortak
Yayımlandı
Güncellendi
Okuma süresi
8 dk okuma
Meşe masada aynı sitenin üç sürümünü gösteren bir dizüstü bilgisayar; önünde Avrupa fişi takılı bir seyahat adaptörü, yanında İngiliz ve Amerikan fiş uçları.
İçindekiler
  1. Çok dilli web sitesine gerçekten ihtiyacınız var mı?
  2. Hangi dillerle başlamalısınız?
  3. Çeviri mi, o dilde yazılmış metin mi?
  4. Çok dilli web sitesi yaptırmanın maliyetini ne belirler?
  5. Almanya'ya satıyorsanız: güven için şart olanlar
  6. Siteniz yurt dışında Google'da nasıl bulunur?
  7. Çok dilli site nasıl yaptırılır: adım adım süreç
  8. Ajansınıza sormanız gereken sorular
  9. Pahalıya patlayan hatalar

Çok dilli web sitesi, yurt dışındaki alıcının sizi kendi dilinde Google'da bulmasını ve karşısında güvenilir bir şirket görmesini sağlayan sitedir. Bunun için sitenin yalnız çevrilmiş olması yetmez: her dilin kendi adresi olmalı, metin o dilde düşünülerek yazılmalı ve hedef pazarın beklediği güven işaretleri eksiksiz olmalıdır. Aşağıda, yaptırmadan önce vermeniz gereken kararları, maliyeti neyin belirlediğini ve ajansınıza sormanız gereken soruları anlatıyoruz.

Çok dilli web sitesine gerçekten ihtiyacınız var mı?

İhtiyacınız varsa, müşteriniz başka bir dilde karar veriyor demektir. Üç tipik durum var:

  • İhracat yapıyor ya da yapmak istiyorsunuz. Fuarda tanıştığınız alıcı, masadan kalkar kalkmaz sitenize bakar. Yalnız Türkçe bir site onun gözünde "henüz yurt dışına hazır değil" demektir.
  • Yurt dışındaki müşteri sizi aramalı. Almanya'da ya da İsviçre'de bir işletme, sizin sattığınız ürünü veya hizmeti kendi dilinde Google'da arıyor. Siteniz o dilde yoksa, o aramada siz de yoksunuz.
  • Müşterileriniz farklı dilleri konuşuyor. Almanya'da hem Türkçe hem Almanca konuşan müşterilere hizmet veren bir işletme, iki kitleye de kendi dilinde ulaşmak zorundadır.

İhtiyacınız yoksa da bunu dürüstçe söylemek gerekir. Yurt dışıyla işiniz yoksa ve "bir İngilizcesi de olsun" isteği yalnızca prestij içinse, tek sayfalık kısa bir İngilizce tanıtım çoğu zaman yeter. Tam bir çok dilli site, bakımını yapamayacağınız bir yüke dönüşür.

Hangi dillerle başlamalısınız?

Müşterinizin olduğu dillerle ve tamamlayabileceğiniz kadarıyla. Çoğu ihracatçı için doğru başlangıç iki dildir: İngilizce ve hedef pazarın dili.

Almanya'ya satıyorsanız ikinci dil Almancadır; İngilizce onun yerini tutmaz. Alman alıcılar İngilizce okuyabilir, ama kendi dilinde hazırlanmış bir siteyle karşılaştıklarında aradaki farkı hemen görürler. Aynı ürünü satan iki tedarikçiden biri Almanca, diğeri yalnız İngilizce anlatıyorsa, ilk izlenim Almanca olanın lehinedir.

En sık yapılan hata, çok dil ekleyip hiçbirini bitirmemektir. Beş dilde yarım kalmış bir site, iki dilde eksiksiz bir siteden her zaman zayıftır. Yarım kalmış bir dil, o pazardaki alıcıya "bu firma bizimle gerçekten ilgilenmiyor" mesajı verir. Yeni bir dil, ilk diller gerçekten müşteri getirmeye başladığında eklenmelidir.

Çeviri mi, o dilde yazılmış metin mi?

Bu, bir çok dilli sitenin başarısını belirleyen en önemli karardır. Çeviri, Türkçe metnin söylediğini başka dile aktarır. Ama yurt dışındaki alıcı sizin Türkçe metninizi değil, kendi sorusunun cevabını okumak ister.

Pratikte fark şöyle görünür. Türkçe sitenizde "e-ticaret sitesi kurulumu" yazıyorsunuz. Bunu Almancaya kelime kelime çevirdiğinizde "E-Commerce" gibi bir ifade çıkar. Oysa kendi sitemizi kurarken yaptığımız araştırmada gördük: Almanya'da müşteri "E-Commerce" değil "Onlineshop" yazıyor; "E-Commerce" daha çok ajansların kendi arasında kullandığı bir kelime. Çevrilmiş metin doğrudur, ama kimse onu aramaz. O dilde düşünülerek yazılmış metin ise alıcının kullandığı kelimeyle konuşur ve Google'da da o kelimeyle bulunur.

Makine çevirisini taslak olarak kullanmak sorun değildir. Sorun, o dili bilen kimsenin okumadığı bir metni yayına almaktır. Google'ın spam politikası, üzerine değer katılmadan otomatik çevrilerek çoğaltılmış sayfaları kötüye kullanım örnekleri arasında sayıyor. Kendi sitemizde kuralımız şu: hiçbir dilin metni, o dili bilen bir kurucu okuyup onaylamadan yayına girmez.

Google Translate eklentisi neden işe yaramaz?

Sitenin köşesine eklenen bir çeviri düğmesi pratik görünür, ama iki sorunu var. Birincisi: Google, bu amaçla sunduğu Website Translator aracını 2020'den beri yalnız ticari olmayan kullanıma açık tutuyor. İkincisi ve daha önemlisi: bu tür eklentiler çeviriyi ziyaretçinin ekranında anlık yapar. Her dil için Google'ın tarayabileceği ayrı bir sayfa oluşmaz. Yani sitenize girmiş biri metni Almanca okuyabilir, ama Almanca arama yapan biri sizi hiç bulamaz. Ziyaretçiye kolaylık sağlar, müşteri getirmez.

Çok dilli web sitesi yaptırmanın maliyetini ne belirler?

Fiyatı dil sayısından çok, her dilde yazılacak metin miktarı belirler. Tasarım ve altyapı bir kez kurulur; her yeni dil, o dilin metnini ve bakımını getirir. Teklif karşılaştırırken şunlara bakın:

Maliyeti belirleyenNeden önemli
Sayfa ve ürün sayısıHer sayfa her dilde ayrı yazılır; 10 ürünle 500 ürün aynı iş değildir
Metnin nasıl hazırlanacağıMakine çevirisi, çeviri bürosu ya da o dilde yeniden yazım: üçü farklı fiyattır
Her dilde anahtar kelime çalışmasıGoogle'da bulunmak için gerekir; çoğu teklifte yoktur, sorun
Görsellerin içindeki yazılarGörselde Türkçe yazı varsa her dil için yeniden üretilir
Hukuki metinlerAlmanya için künye ve gizlilik metni ayrıca hazırlanmalıdır
BakımFiyat ya da ürün değiştiğinde bütün dillerde güncellenir

Bir uyarı işareti: teklifte "tek fiyata sınırsız dil" yazıyorsa, metinlerin büyük ihtimalle makineyle çevrileceği anlamına gelir. Bunu açıkça sorun ve cevabı yazılı alın.

Almanya'ya satıyorsanız: güven için şart olanlar

Almanya'daki alıcı, bir firmayı ciddiye almadan önce sitede belirli şeyleri arar. Bunlar eksikse, ürününüz ne kadar iyi olursa olsun güven oluşmaz. Bazıları ise yalnızca güven meselesi değil, yasal zorunluluktur.

  • Künye (Impressum). Almanya'da ticari amaçla sunulan dijital hizmetler; firma adını, adresini, yasal biçimini, yetkilisini, e-posta dahil iletişim bilgilerini ve varsa ticaret sicili ile vergi numarasını kolayca ulaşılır biçimde yayınlamak zorundadır (Digitale-Dienste-Gesetz, § 5). Alman alıcı bu sayfaya bakar; bulamazsa sizi ciddi bir firma saymaz.
  • Gizlilik metni (Datenschutzerklärung). Siteniz iletişim formu, çerez ya da ölçüm aracı kullanıyorsa, hangi veriyi neden işlediğinizi Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü'ne (DSGVO) uygun biçimde anlatmanız gerekir. Türkçe metnin Almancaya çevrilmesi yetmez; metin, sitenin gerçekte kullandığı araçlara göre yazılır.
  • Hitap. Alman iş dünyasında müşteriye resmî hitap (Sie) kullanılır. Samimi bir dil Türkçede sıcak durabilir; Almancada ise çoğu zaman ciddiyetsiz okunur.
  • Açık iletişim bilgisi. Tam adres, telefon, e-posta ve çalışma saatleri. Yalnız bir iletişim formu, Alman alıcıya çoğu zaman yeterince şeffaf görünmez.

Bu bölüm hukuki tavsiye değildir; yükümlülükler firmanızın yapısına göre değişir. Ama bu maddeleri eksik bırakan bir site, Almanya'daki ilk izlenimi en baştan kaybeder.

Siteniz yurt dışında Google'da nasıl bulunur?

Teknik ayrıntının çoğu ajansınızın işidir. Ama doğru yapıldığını anlamanız için üç şeyi bilmeniz yeter.

Birincisi: her dilin kendi adresi olmalı. Almanca sayfalar ornek.com/de/ altında, İngilizce sayfalar ornek.com/en/ altında durur. Böylece Google her dili ayrı ayrı tarar ve Almanca arama yapana Almanca sayfayı gösterir. Küçük ve orta ölçekli firmalar için en az bakım isteyen ve Google'ın da desteklediği yapı budur.

İkincisi: adresteki kelimeler de o dilde olmalı. Bizim sitemizde aynı hizmet sayfası üç dilde üç ayrı adreste duruyor: Almancada /leistungen/webdesign-onlineshop, Türkçede /hizmetler/web-tasarim-e-ticaret, İngilizcede /services/web-ecommerce. Alıcı, arama sonucunda adresi de görür; kendi dilinde, aradığı kelimeyi taşıyan bir adres tıklanmaya daha yakındır.

Üçüncüsü: sayfalar birbirini tanımalı. Almanca sayfa, Türkçe ve İngilizce karşılıklarını Google'a bildirir; Google da doğru kişiye doğru dili gösterir. Bunun teknik adı "hreflang"tir ve ajansınızın kurması gerekir. Kendi sitemizi yayından önce denetlerken bu bildirimin iki ayrı yerden, birbiriyle çelişen şekilde gönderildiğini fark ettik ve düzelttik. Bu tür hatalar sayfaya bakınca görünmez; o yüzden aşağıdaki soruları sormanız önemli.

Çok dilli site nasıl yaptırılır: adım adım süreç

İyi kurulmuş bir çok dilli site projesi aşağı yukarı aynı sırayı izler. Ajansınızla çalışırken hangi adımda olduğunuzu bilmek, eksik kalan işi fark etmenizi kolaylaştırır.

  1. Hedef pazar ve dil kararı. Önce hangi ülkelerde, hangi alıcıya satmak istediğinizi netleştirirsiniz. Dil listesi bu karardan çıkar; "ne kadar çok dil, o kadar iyi" düşüncesinden değil.
  2. Her dilde arama araştırması. Her pazarın alıcısının hangi kelimelerle aradığı ve hangi soruları sorduğu ayrı ayrı çıkarılır. Sayfa başlıkları, adresler ve ürün isimleri bu listeden seçilir.
  3. Yapı ve adresler. Her dilin adres yapısı, dil menüsünün nasıl çalışacağı ve sayfaların birbirine nasıl bağlanacağı yayından önce kararlaştırılır. Sonradan değiştirmesi en pahalı adım budur.
  4. Ana dilde metin. Önce firmanızı en iyi anlatabildiğiniz dilde, genellikle Türkçe, eksiksiz bir metin hazırlanır. Diğer dillerin çıkış noktası bu metindir.
  5. Her dilde yeniden yazım ve kontrol. Metin her dile, o dilin araştırmasına göre uyarlanır ve o dili ana dili gibi bilen biri tarafından okunur. Ürün adları, birimler, para birimi ve iletişim bilgileri o pazara göre düzenlenir.
  6. Hukuki sayfalar. Almanya gibi pazarlar için künye ve gizlilik metni, sitenin gerçekte kullandığı araçlara göre hazırlanır.
  7. Yayın ve ölçüm. Site yayına çıktıktan sonra hangi ülkeden, hangi dilde, hangi aramayla ziyaretçi geldiği ölçülür. Hangi dilin gerçekten iş getirdiğini bu veri gösterir; yeni bir dil eklemek ya da bir dile daha çok emek vermek bu veriye göre kararlaştırılır.

Bu sıranın en sık atlanan adımı ikincisidir. Arama araştırması yapılmadan kurulan bir site, çevrilmiş ama bulunmayan sayfalardan oluşur.

Ajansınıza sormanız gereken sorular

Teklif alırken bu soruları yazılı olarak sorun. Cevaplar, çok dilli sitenin gerçekten müşteri getirecek şekilde mi, yoksa yalnız çevrilmiş sayfalar olarak mı kurulacağını gösterir.

  1. Her dilin kendi adresi olacak mı, yoksa dil bir eklentiyle mi değişecek?
  2. Metinleri kim yazacak ya da çevirecek; o dili ana dili gibi bilen kim okuyacak?
  3. Her dil için ayrı anahtar kelime araştırması yapılacak mı?
  4. Adreslerdeki kelimeler her dilde o dilde mi olacak?
  5. Sayfalar birbirini Google'a doğru şekilde bildirecek mi (hreflang)?
  6. Ziyaretçi dil menüsünden başka dile geçtiğinde aynı sayfanın karşılığına mı gidecek, yoksa ana sayfaya mı?
  7. Ziyaretçi, konumuna göre zorla başka bir dile yönlendirilecek mi? (Google bunu önermiyor.)
  8. Almanya için künye ve gizlilik metni hazırlanacak mı?
  9. Metinleri her dilde kendim güncelleyebilecek miyim?
  10. Sonradan yeni bir dil eklemek ne gerektirir?

Bu sorulardan birine net cevap alamıyorsanız, teklifin kapsamını yeniden konuşun.

Pahalıya patlayan hatalar

Çok dilli sitelerde yapılan hataların çoğu sonradan düzeltilebilir. Ama bazıları, site yayına çıktıktan sonra ciddi bir maliyet çıkarır.

  • Adres yapısını sonradan değiştirmek. Site yayındayken dil adreslerini değiştirirseniz, her eski adres için bir yönlendirme gerekir ve Google'daki sıralamalarınız bir süre sarsılır. Bu karar ilk günden doğru verilmelidir.
  • Bayrakla dil seçtirmek. Bayrak ülkeyi gösterir, dili değil. Almanca yalnız Almanya'da değil, Avusturya'da ve İsviçre'de de konuşulur; bir Alman bayrağı İsviçreli alıcıya "bu site bana göre değil" diyebilir. Dil menüsünde dilin adını yazın.
  • Yarım bırakılmış dil. Ana sayfası Almanca, ürün sayfaları Türkçe kalan bir site, hiç Almancası olmayan siteden daha kötü bir izlenim bırakır.
  • Formun ve e-postaların dili. Sayfa Almanca ama iletişim formunun hata mesajları ya da otomatik yanıt e-postası Türkçe ise, alıcı ilk temasta takılır.
  • Diller arasında farklı bilgi. Türkçe sayfada güncellenen bir fiyat ya da telefon numarası Almanca sayfada eski kalırsa, yurt dışındaki alıcı hangisine güveneceğini bilemez.

Çok dilli bir site, doğru kurulduğunda yurt dışındaki alıcıyla aranızdaki ilk ve en uzun görüşmedir. O görüşmenin alıcının kendi dilinde, onun sorularıyla ve onun güvendiği işaretlerle yapılması, ürününüzün kalitesi kadar belirleyicidir.

Sıkça sorulan sorular

Tek başına getirmez, ama onsuz yurt dışı müşterisi sizi ya bulamaz ya da size güvenmez. Site iki iş yapar: o dilde arama yapan alıcının sizi Google'da bulmasını sağlar ve fuarda, e-postada ya da LinkedIn'de tanıştığınız firmanın sizi araştırırken karşısında güvenilir bir şirket görmesini sağlar. Müşteriyi getiren; bulunabilir site, doğru metin ve bunları besleyen satış çalışmasının birlikte yürümesidir.

Çoğu zaman eklenebilir, ama sitenin nasıl kurulduğuna bağlıdır. Her dil için ayrı adres (ornek.com/de/ gibi) kurmaya uygun bir altyapı varsa yeni dil, birkaç sayfalık teknik iş değil, metin işidir. Site tek dile göre kurulduysa ya da dil değişimi yalnız bir çeviri eklentisiyle yapılıyorsa, doğru çözüm çoğu zaman altyapıyı baştan kurmaktır. Karar vermeden önce ajansınızdan mevcut sitenin buna uygun olup olmadığını yazılı olarak isteyin.

Ticari bir site için hayır. Google, sitelere eklenen Website Translator aracını 2020'den beri yalnız ticari olmayan kullanıma açık tutuyor. Asıl sorun ise şu: bu tür eklentiler çeviriyi ziyaretçinin ekranında anlık yapar, her dil için Google'ın tarayabileceği ayrı bir sayfa oluşturmaz. Yani Almanca arama yapan biri sizi Google'da bulamaz. Ziyaretçiye kolaylık sağlar, müşteri getirmez.

Müşterinizin olduğu dillerle ve tamamlayabileceğiniz kadarıyla. Çoğu ihracatçı için İngilizce ve hedef pazarın dili yeterli bir başlangıçtır; Almanya'ya satıyorsanız bu dil Almancadır. Beş dilde yarım kalmış bir site, iki dilde eksiksiz bir siteden her zaman zayıftır. Yeni dil, ilk diller gerçekten çalışır hale geldiğinde eklenir.

İkisi farklı işler yapar. Çeviri bürosu metni doğru çevirir; ama sitenin Google'da hangi kelimeyle bulunacağını, alıcının hangi soruyu sorduğunu, sayfanın hangi başlıkla yayınlanacağını bilmez. İyi sonuç, metnin o dilin arama davranışı bilinerek yazılması ve o dili ana dili gibi bilen birinin okumasıyla gelir. Çeviri bürosuyla çalışacaksanız, ajansınızdan her dil için kelime listesini ve başlık planını isteyip büroya verin.

Güncelleyebilmeniz gerekir; teslim almadan önce bunu sorun. Her dilin metnini ayrı düzenleyebildiğiniz, bir dili değiştirdiğinizde diğerlerini bozmayan bir yönetim paneli standart olmalıdır. Güncellemenin bir kuralı da var: bir dildeki fiyatı, ürünü ya da iletişim bilgisini değiştirdiğinizde diğer dillerde de değiştirin. Diller arasında farklı bilgi, yurt dışındaki alıcıda en hızlı güven kaybıdır.

Dil sayısından çok, her dilde yazılacak metin miktarı. Sayfa ve ürün sayısı, metnin o dilde yeniden yazılıp yazılmayacağı, görsellerin içinde yazı olup olmadığı, hukuki metinlerin her pazar için ayrıca hazırlanıp hazırlanmayacağı fiyatı belirler. Bir teklifte tek fiyata sınırsız dil vaat ediliyorsa, metinlerin büyük ihtimalle makineyle çevrileceği anlamına gelir; bunu sorun.

Bu konuda sorunuz mu var?

Mücahit Arslan ile doğrudan yazışın. Bu yazıyı yazan kişiyle konuşursunuz.

İletişim 

Diğer yazılar